MEZHEPLER VE TARİKATLAR TARİHİ PROFÖSÖRÜ SAYIN HASAN ONAT’A İKİNCİ YANITIM.

Şakir Keçeli >>>

Hilesinde muvaffak olan [ Muaviye kastedilmektedir] saf ve nezih [ arı-   duru] olanı [ Hz. Alî'yi] yendi ve çoluk çocuğunu mahv ve perişan eyledi

ve bu suretle hilâfet ünvanı altındaki İslâm emirliğini yine hilâfet ünvanı altında İslâm saltanatına dönüştürdü”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk

TBMM’si 1 Kasım 1922 Günlü Konuşması[1]

Der-i âl-i abâdır melce’i erbâb-ı îmânın

Ko sofî gayret-i Süfyâniyân’la müstefîd olsun

Anub ahvâl-i sıbt-ı Ahmed-i aşr-i Muharrem’de

Yezîd ü kavmine kim lânet etmezse Yezîd olsun

Yazinin devamini oku »



Konuyla ilgili diğer yazılar

Bu Sayfayı Yazdır Bu Sayfayı Yazdır

Yazı dizisi: 10. İmam Hz. Ali-El Naki

Hazırlayan: Kazım Balaban


10. İmam Hz. Ali-El Naki

İmam Hadi lakabıyla da tanınan İmam Ali - El Naki, İmam Muhammed Taki’nin oğludur. Babasının şehit edilmesinden sonra onun vasiyeti ile 10. İmam oldu. Annesinin adı Semmane’dir. Muhtemelen 27 Ekim 827 veya 16 Eylül 829 tarihinde Medine’de dünyaya geldi. İmam Naki de diğer ataları gibi bilge bir İmam ve halk üzerinde ciddi bir etkisi olduğu için, 28 Haziran 868 tarihinde onu kendine bir tehlike gören Abbasi Halifesi Mutazz tarafından zehirlenerek (1) şehit edildi. Kabri Irak / Samara kentindedir.

Yazinin devamini oku »



Konuyla ilgili diğer yazılar

Bu Sayfayı Yazdır Bu Sayfayı Yazdır

Yazı dizisi; 9. İMAM Hz. MUHAMMED TAKİ

Hazırlayan: Kazım Balaban

9. İMAM Hz. MUHAMMED TAKİ

İmam Cevad ve İbni Rıza lakabıyla da tanınan İmam Muhammed Taki, İmam Hulki Ali Rıza‘nın oğludur. Babasının şehit edilmesinden sonra onun vasiyeti ile 9. İmam oldu. Annesinin adı Ümmü Velat’dır. Muhtemelen 11 Nisan 811 tarihinde Medine’de dünyaya geldi. İmam Taki de diğer ataları gibi bilge bir İmam ve halk üzerinde ciddi bir etkisi olduğu için, 25 Kasım 835 tarihinde onu kendine bir tehlike gören Abbasi Halifesi  Mu’tasım’ın tarafından, eski Halife Memun’un kızı olan hanımı Ümm-ü Fazl aracılığı ile zehirlenerek (1) şehit edildi. İmam Taki, 12 İmamlar içinde, iktidarı ellerine geçiren Halifelerin tahriki ile hanımları aracılığı ile zehirletilerek şehit edilen 2. İmam’dır (2).  Kabri Irak / Kazimeyn’de, Dedesi İmam Musa-i Kazim’ın yanıbaşında Kureyş mezarlığındadır.

Yazinin devamini oku »



Konuyla ilgili diğer yazılar

Bu Sayfayı Yazdır Bu Sayfayı Yazdır

“Müslüman Yoldaşlar Örgütü” (MYÖ)

Veliyettin Ulusoy;

“Elhamdülillah Müslümanız, Aleviyiz, Bektaşiyiz”

Çelebiler postnişini Veliyettin Ulusoy Milliyet gazetesinde yapmış olduğu söyleşide aynen böyle söylemekte.

Ve Aleviliği islam dışı gören bütün “Örgüt”lerde bunu kendilerine ait internet sayfalarına taşımış durumda.

Öyle ya, bir zamanlar Çelebiler postnişini Veliyettin Ulusoy “örgüt” tarafından “irşad eden” olarak ilan edilmişti.

Ne yapsınlar, “şeriat’ın kestiği parmak acımaz” söylenene uymak zorundalar.

Bu durumda “irşad eden” Veliyettin Ulusoy olduğuna göre, “örgüt” tez elden isim değişikliğine gitmelidir.

“Müslüman Yoldaşlar Örgütü” (MYÖ)

Hatta, buna birde “örgüt”ün yeni ismine vurgu yapılması açısında “Alevi-Bektaşi” de eklenebilinir.

Yani; “Müslüman Yoldaşlar Örgütü - Alevi Bektaşi” (MYÖ-AB)

Ha, birde “örgüt” madem “irşad” edenin arkasından gidecek, bundan sonra her hayırlı işlerin öncesi İngiltere’deki Marks’ın mezarına çelenk koymayıda unutmasınlar.

Alevi Yolu İnternet Gazetesi



Konuyla ilgili diğer yazılar

Bu Sayfayı Yazdır Bu Sayfayı Yazdır

Dervişin zikride fikride aynı olmalıdır.

turap1 Turap Tercan

Veliyettin Ulusoy;
“Ama ille de bir şey diyeceksek, o zaman Alevi Bektaşilik için “İslam’ın Bâtınî tarzda bir yorumudur” diyebiliriz.”

Hacıbektaş postnişini sayın Veliyettin Ulusoy’un “Muharrem sohbeti” adı aldında Milliyet gazetesinde uzunca bir sohbeti yayınlandı. Sohbette sayın Veliyettin Ulusoy Alevi gerçeği ve inancını laikiyle dile getirmiş.
Sayın Veliyettin Ulusoy özellikle Alevi inancının ne olduğuna dair yapmış olduğu tespitler ve açıklamaları yerinde ve doğru açıklamalardır.

Ne diyor sayın Veliyettin Ulusoy;
“Alevilik mezhep değil, asıl İslam’ın özüdür

Yazinin devamini oku »



Konuyla ilgili diğer yazılar

Bu Sayfayı Yazdır Bu Sayfayı Yazdır

Yazı dizisi; İmam Hz. Musa-i Kazım

Hazırlayan; Kazım Balaban

imam-musa1

İmam Musa-i Kazim

İmam Musa-i Kazim, İmam Cafer-i Sadık’ın oğludur. Muhtemelen 8 Kasım 745 tarihinde Medine’de doğdu, 1 Eylül 799 tarihinde 55 yaşında Abbasi Halifesi tarafından Bağdat’ta “Sindi bin Şahik” hapishanesinde (1) zehirletilerek (2) şehit edildi. Annesinin adı Hamide’dir. Kabri Irak / Kazimeyn’de, Kureyş mezarlığındadır. Babasının şehit edilmesinden sonra onun vasiyeti üzerine İmamet makamına ulaştı. Abbasi halifelerinden, Mansur, Hadi, Mehdi ve Harun el Reşit’in zamanlarında yaşadı.

Yazinin devamini oku »



Konuyla ilgili diğer yazılar

Bu Sayfayı Yazdır Bu Sayfayı Yazdır

KERBELA, SİVAS… FİLİSTİN VE DERSLER!

murta1

Murtaza Demir/04.01.2009

Şeriat Devleti isteyen Sivaslıların Madımak Otelindeki çağdaş insanları katletmek üzere otel önünde bekledikleri sırada “yak lan yak“, ya da; “işte Cehennem ateşi bu” diye bağrışırken, emniyet güçleri bunlara kasıtlı olarak müdahale etmedi. Bırakın müdahaleyi, Alibaba ve Gökçebostan semtlerini polis kordonuyla kuşatarak, o semtlerden Madımak’a yardıma gelmek isteyen insanlara engel oldu ve bizleri, insanlık düşmanı mürteciilerin önüne attı.

Muaviye oğlu Yezid’in Ehl-i Beyt’e kast etmesinin nedenlerine dair kaynakları incelerken fark ettim ki, Sivas Katliamının bu boyutu bir bakıma Kerbela olayına benzemektedir: şöyle ki: Küfe’liler, Hz. Hüseyin ve ailesini Yezit’in zulmünden kurtarmak vaadiyle ısrarla şehirlerine davet ettiler. Ancak aynı Küfe’lilerin büyük bölümü, Mervan Soyundan gelen Muaviye Oğlu Yezit’in Ordusunu görünce, Hz. Hüseyin’e sahip çıkmaktan vazgeçti.

Yazinin devamini oku »



Konuyla ilgili diğer yazılar

Bu Sayfayı Yazdır Bu Sayfayı Yazdır

Yazı dizisi; 6. İMAM Hz. CAFER - İ SADIK

Hazırlayan: Kazım Balaban

caferisadikb

6. İMAM Hz. CAFER - İ SADIK

İmam Sadık lakabıyla bilinen İmam Cafer bin Muhammed, İmam Muhammed Bakır’ın oğludur. Annesinin adı Necibe’dir. 23 Mayıs 699 tarihinde Medine’de dünyaya gelmiştir. Abbasi halifesi Mansur’un emriyle 10 Mart 765 veya 22 Ocak 766 tarihinde zehirletilerek şehit edildi. Kabri Medine / Baki mezarlığındadır. (1)

İmam Sadık’ın imameti döneminde Emevi devletinde zulüm, keyfi uygulamalar ve iç hesaplaşmalar iyice  kontrol dışına çıktığından ülkenin pek çok yerinde isyanlar baş göstermiş, özellikle Acem ve Türki bölgelerde isyanın boyutu büyüyerek nihayet 750 yılında iktidar değişikliğine sebebiyet vermiştir. İç savaşlar ve kamplaşmalar döneminde İmam Cafer Sadık, Ehli Beyt’in faziletlerini rahat aktarma olanakları bulmuş, irfan okullarında bir kısmı sonradan çok ün yapan binlerce talebe yetiştimiş, bunların bir kısmını da irfan yayıcılar olarak başka bölgelere göndermiş, ilim ve irfanı yerinde alamayan insanalrın bizzat ayağında giderek İslam ve Ehli Beyt faziletlerini aktarmıştır (2). Bu gelenek giderek Seyyitlerin (Dedelerin) taliplerini yerlerinde ziyaret etme ve dini sorumluluklarını onlara kendi mekanlarında sunma olanağı yaratmaya dönüşmüştür

Yazinin devamini oku »



Konuyla ilgili diğer yazılar

Bu Sayfayı Yazdır Bu Sayfayı Yazdır

Alevilere yönelik yeni bir karalamada İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)’den!

st2

Protesto edelím!

Daha önce Alman televizyon kanalı ARD’de gösterilen “Tatort” adlı dizide yine bir Alevi kızı konu edilerek Alevilere kara çalınmaya çalışılmıştı. Bu seferde aynı şey İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) bünyesindeki “Şehir Tiyatroları”n da sergilenen “Yedi Tepe Aşk” adlı oyunda, bakireliğini kaybetmiş bir Alevi kızın, Sivaslı Alevi bir adamla evlendirilme aşamasında duyduğu endişelerin müstehcen şekilde anlatılmasını içeriyor.

“Sanat” adına “Alevi” kimliğinin bu şekilde gündeme getirilmesi Alevilere yönelik ön yargıların güçlenmesine hizmet ettiği gibi, Alevi toplumunuda derinden yaralamaktadır.

Yazinin devamini oku »



Konuyla ilgili diğer yazılar

Bu Sayfayı Yazdır Bu Sayfayı Yazdır

Yazı dizisi; 5. İMAM Hz. MUHAMMED BAKIR

Hazırlayan: Kazım Balaban

5.  İMAM Hz. MUHAMMED BAKIRİmam Muhammed bin Zeynel Abidin’in lakabı Bakır’dır. Bakır, Peygamber tarafından kendisine verlen lakaptı ve ilimleri yarıp açan anlamına gelir (1). Babası İmam Zeynel Abidin, Annesinin adı Fatma’dır. 16 Aralık 676 veya 10 Nisan 677 tarihinde Medine’de dünyaya gelmiştir. Kerbela vakası olduğu zaman küçük bir çocuktu. Emevi halifesi Hişam’ın kardeşi oğlu İbrahim bin Velid bin Abdulmelik’in emri ile 28 Ocak 733 veya 28 Mart 733 tarihinde zehirletilerek (2) şehit edildi. Kabri Medine / Baki mezarlığındadır.

Onun devrinde bir yandan Emevi zulümleri, İslam topraklarında doruğa ulaşmıştı, diğer yandan da Ümeyye oğulları arasında çeşitli anlaşmazlıklar meydana gelmişti. Bu anlaşmasızlıklardan dolayı iktidar iç çelişkilerle meşgul olduğundan Ehli Beyt taraftarları üzerinde kurduğu zulüm kısmi olarak zayıflamıştı. Bundan dolayı Ehli Beytin faziletlerini dışarıya aktarma olanağı doğmuş ve İmam bunu iyi değerlendirerek çok geniş kimselere aktarmıştı.

İmam Bakır özellikle Hadis ve tevsir konularında ciddi kaynak derlemesi yapmış ve bunu çevresi ile paylaşmıştır. Onun Hadis ve Kuran kaynak çalışmaları çok geniş kitlelere ve coğrafyaya yayıldığından Emevi Devletinin yıkılmasının alt yapısında ciddi bir etki yaratmıştır.

Yazinin devamini oku »



Konuyla ilgili diğer yazılar
Bulunmadi

Bu Sayfayı Yazdır Bu Sayfayı Yazdır

Yazı dizisi; 12 İmamlar: 4. İmam Zeynel Abidin…

Hazırlayan: Kazım Balaban

4. İMAM Hz. ZEYNEL ABİDİN

Hz. Hüseyin’in oğlu olan İmam Zeynel Abidin, ayrıca İmam Seccad lakaplarıyla da tanınır. Muhtemelen 10 Ocak 659 tarihinde Medine’de doğmuştur. Annesi Şehriban İran şahı Yezdgird’in kızıdır. Hz. Hüseyin’in oğlu Zeynel Abidin ağır hasta olduğu için Kerbelâ’da savaşa katıl(a)madı. Diğer 3 kardeşi Kerbela vakasında şehit olmuştu (1). Ancak bu onun savaşa katılmasının önünde engel değildi. İmametin devamı için Ehli Beyt soyundan birinin hayatta kalması gerekiyordu ve bunun için Hz. Hüseyin’in isteği ile savaşa sokulmadı. Hz. Hüseyin?in şehadetinden sonra Yezid orduları çadırlara saldırdı ve hem çadırları talan etmeye, hem de yakmaya başladılar. Bu arada Hz. Hüseyin’in neslini kurutmak için askerler onu da bulmak ve öldürmek istiyorlardı. Annesi Şehriban ve diğer Ehli Beyt kadınları, Hz. Hüseyin’in ” İmametin devamı vasiyetini” bildikleri için onu hep birlikte eteklerinin altına saklayarak ilk saldırılardan kurtardılar. Daha sonra askerler talan derdine düştükleri için İmam kurtuldu. Muharrem yası sonrası Alevilerin Kurban kesmelerinin nedeni, Hz. Zeynel Abidin’in hayatta kalmasıdır. Bunun için “Allaha Şükür niyetine” kurban kesilir, dua edilir. Diğer yaygın inanca göre de, Muharrem sonrası Kurban kesilmesinin sebebi Kerbela şehitlerinin cesetlerinin gömülmesi ve yerlerinin tesbit edilmesidir. Çünkü Yezid orduları Çadırları talan ettikten ve ateşe verdikten sonra, Yezid’in komutanlarından ödül almak için bazı Şehitlerin başlarını keserek beraber götürdüler. Cesetler atların ayakları altında çiğnendikten sonra ortada öylece bırakıldı. Allahın hikmeti ile ertesi günü İmam Zeynel Abidin gelip tüm cesetleri teşhis ettikten sonra, yardıma gelen Beni Esed aşireti mensupları ile birlikte şehitlerin cesetleri defn edildi.  Ancak bir türlü tekrar yakalandı ve diğer Kerbela şehitleri ve harem esirleriyle birlikte Şam’a gönderildi.

Yazinin devamini oku »



Konuyla ilgili diğer yazılar

Bu Sayfayı Yazdır Bu Sayfayı Yazdır

MUHARREM ORUCU:

Davut SEVER >>>

Kerbelâ Faciası olalı yaklaşık 1430 yıl aradan geçti. Yezide yüzbinlerce defâ lânet okunurken Hz İmam Hüseyin Alevi İslâm inancının serveri olarak yolumuza hergün dünyamıza aydınlatan/ısıtan  güneş gibi nur üzere nur saçıyor ve ahir zaman peygamberi Muhammed Mustafa’nın şanına gelen Hak dini olan İslâm’ın onuru olarak  Ehlibeyt sevgisi olan müminlerin gönlünde taht kurmuştur.  Ebu Süfyan torunu Muaviye’nin oğlu, Yezid 1430 yıldır yüzbinlerce defâ lânet okunuyor.

Bu konular üzerine yazılar yazılıyor ve fikirler anlatılıyor. Bu seyyidde geçmişte bir makale yazarak bu konuya kendi penceremde yer vermiştim.
Muharrem Ayı aynı zamanda 124 bin Nebinin hürmetine ve hikmetli günler aşkına oruç tutulmuştur. Hz Muhammed  ve Hz İmam Ali’de  Muharrem orucu  tutmuşlardı.

Yazinin devamini oku »



Konuyla ilgili diğer yazılar

Bu Sayfayı Yazdır Bu Sayfayı Yazdır