İslamın dört mezhebinin selavetinde olan (eşhedu) kelimesi neden Alevilerin selavetinden yoktur?
Rıza Gültekin (Dede)
Amersfoort-Hollanda
Hudeybiye antlaşması (Hz. Ali divanı) adlı kitabında şöyle yazıyor.
Hz. Muhammed 1400-sahabe ile Medine’den Baba yurdu olan Mekke’ye geri dönmeye karar verir. Cünkü Hz. Peyganber düsmanın baskısı karşısından Medine’ye hicret etmişti. 1400 sahabesi ile Hudeybiye denilen ve Mekke’ye yakın bir yerde bir su başından barkana kurdurur. Müşrükler islami Mekke’ye sokmak istemiyorlardı, bunun üzerine Hz. Muhammed Mekke’ye bir elçi gönderir. Elci müşrüklerin başi olan ebu süfyana diyorki Peyganber sizinle şavasa gelmedi sizinle antlaşmaya geldi fakat elçi bir müdet geri gelmekte gecikiyor, bir haber yayılıyor ebu süfyan elçiyi öldürtmüştür. Bunun üzerine Peyganber halkı ebu süfyanla savaş’maya hazırlıyor ve sonradan haber geliyorki elçi öldürürmemiştir.
Az sonra ebu süfyan kalabalık bir askerle Hudeybiye’ye geliyor karşılıklı oturup antlaşmanın senedini yazmaya başlıyorlar, Hz. Ali’yi katipliğe tayın ediyorlar.
Senatın başlığı Bismillah Muhammed Allah’ın resuludur diye yazıyorlar, fakat ebu süfyan kesinlikle Muhammed’in Allah’ın resullu olduğunu kabul etmiyor ve diyorki biz Muhammed’i (eşhedu), yani biz şahidiz ki Muhammed Allah’ın kulludur yazın diyor.
(Eşhedu) ebu süfyan’ın ağızından cıkan şahitlik veya şahit olmak anlamındadır.
(Eşhedunün) ne Allah’ın emri ne de Peyganberin Allah’ın kulu ile ilgisi olamaz, bunda söyle bir anlamda cıkabilir. Misal, ben islamım deyip selavetinin başına ((Eşheduyü) koyup Allah’a ben şahidimki Peyganber senin kulundur diye, selavet getiren bir müslüman sanki Allah Muhammed’in kendi kulu olduğuna şüpesi varmış gibi Hz. Muhammed’i Allah’a tanıtıyormuş anlamı doğuyor.
Ebu süfyan Peyganberin düsmanıdır, Peyganberin peyganberliğine inanmiyor. Peki ben islamım diyen bir müslüman ebu süfyanın şahitliği ile selavet getirenlere ne diyelim, onlarda inancında özgürlerdir demekten başka ne diye biliriz ki.
GELELİM ALEVİLERE
Almanya’da Alevilerin ilk cemlerini yapan Niyazi Dede vardı. Bu değerli Dede Hilversum’da cem’de selaveti eşhedu enna ile başlattı. Ben dedimki, Dedem eşhedu bizim Ehlibeyte verdiğimiz selavette yoktur, biz Allah ile kulun arasında şahitlik yapamayız, buna gücümüz yetmez. Allah’a karşı asi oluruz, eşhedu ebu süfyanın fikridir. Niyazi Dede bana dediki nerden biliyorsun, ben aldığım kaynağın ismini kendisine verdim.
Fakat Alevi toplumu çok yerlerde eşhedu kelimesini tartışma konusu olunca akıl mantık dışı benzetmeler yapıyorlar. Misal olarak bir örnek verelim. Bir çok Alevi eşheduyu ayşe?nin ismidir veya ayşe anlamındadır diye idda’da bulunuyorlar, bunlar yanlış yorumlardır.
Değerli Alevi gençleri, sünnü müslümanın selavetinde Peyganbere ayıt kadınların ismi geçmez.
Alevi selavetlerinde Ehlibeyit ve Ali evlatları geçer. Ehlibeyit anası Hz. Fatime’dır, selavetimizde geçmektedir. Fakat isim olarak değil Ehlibeyit olarak geçer.
Hütbehlerimizde ve Cem dualarımız’da Hatice’yi tül Kibriya, Fatime’yi tül Zehra gecer. Yani Aleviler kadınını inancı dışında değil içinde tutmuşlardır.
Değerli Alevi gençleri, bizim serceşme Fatime tül Zehra anamızdır. Alevilerin Cem’de serdiği secade her hangi bir ibadet culu değildir. Veyahut, şeriatcıların üzerinde namaz kıldığı cul gibi bir namaz secadeside değildir.
Cem’de serilen secade Ehlibeyiti temsil etmektedir, onun içindir ki secade’ye oturulmaz, ayaklarla basılmaz, üzerine çıkılmaz. Secade’nin bir köşesine Hz. Muhammed, bir köşesine Hz. Ali, bir köşesine Iman Hasan, bir köşesine Iman Hüseyin secade’nin ortasına Hz. Fatime anamız oturmuşlardır, Ehlibeyitin semboludur. Tabiki benim görüşümden farklı görüşler anlatımlar vardır ve olabilir. Birşey diyemem, herkes inancından görüşünden özgürdür.
Fakat yorumlar teferuata bağlanmamalıdır, gerceği ifade etmelidir. Bu benim yorumumdur, başka yorumlarada saygım vardır.
Şimdi gelelim ebu süfyana. Ebu süfyan ve müşrükler puta taparlardı, kendilerini putlara kul sayarlardı. Hz. Peyganber puta tapmadığı icinde ebu süfyan ben şahidim Muhammed Allah’ın kulu’dur demişdir. Ama, bu demek değildir ki Hz. Muhammed’in Peyganberliğine inanan bir müslümanım diyenler, ebu süfyanın şahitlik fikrini selavetinin başına Allah’ın emri olarak koysunlar. Allah’a karşı gaflet içinde olmak’tan başka birşey olamaz.
Şeriat’ın dört mezhebin imamları eşheduyu kabul etmişlerdir, yanlız İmami Caferi Sadik kabul etmemiştir. Dört mezeplerin selavetleri şahitlik ve diğer anlamı ile şahadetlikle başlıyor, yani şahadetliği inanıyorum olarak yorumlasak’da bir inanan müslüman kişi, ben inanıyorumki Muhammed senin kulun’dur demesi Allah katında sakıncalıdır. Allah’a kulunu tarif etmek yersiz’dir.
Alevi selavetinde Allah’ın adı ile başlar.
Eşhedu denilen şahitlik ve şahadetlik kulluk kelimeleri yoktur. Laila İllella Allah’ın Adi ile başlıyor.
Değerli Alevi gençleri, yazdığım bu konularda yanlış anlaşmalar olabilir. Bazı canlara ters düşe bilir. Eğer bir inanan zat Allah’a hiç bir saklı, hiç bir gizli birşeyin saklı kalması veya saklanması gizli tutulması mümkün olmadığına inanıyorsak, nasıl Hz. Muhammed’le Allah’ın arasında eşhedu denilen şahitlik, ben şahidim Hz/ Muhammed senin kulundur nasıl Allah’a diyebiliriz. Yani Allah hiç bir Peyganberi ve kulu icin şahit istemezken yanlız Hz. Payganberimiz için mi müslüman’da kulu olduğuna dahir şahitlikmi istemiştir. Tercihi akıl ve mantık dahilinde sizlere bırakıyorum. Herkeş inancından yorumundan düsüncesinden özgür’dür.
Sevgiler Selamlar
R. Gültekin
Konuyla ilgili diğer yazılar
Bu Sayfayı Yazdır


