Yazı dizisi; 12 İmamlar

Hazırlayan Kazım Balaban

2.      İMAM Hz. HASAN

İmam Müçteba (seçkin, seçilmiş)ismi ile de çağrılan Hz. Hasan, Peygamberin kızı Hz. Fatıma’nın ve Hz. Ali’nin büyük oğludur. 11 Nisan 624 tarihinde Medine’de dünyaya gelmiştir. Hz. Peygamber torunları için “Hasan ve Hüseyin benim oğullarımdır” buyurmuştur. Bundan hareketle Hz. Ali diğer çocuklarına “Siz benim oğullarımsınız. Hasan ve Hüseyin de Peygamberin oğullarıdır.” demiştir. (1)

Babası Hz. Ali şehit olunca, onun vasiyeti ile İmamet ve Hilafet makamlarını üstlendi. Bu süre içinde Ehli Beyt’e aşırı düşmanlık güden ve yıllarca hilafet için savaşan Muaviye ile savaşmak durumunda kaldı. Muaviye, 3. Halife Osman’ın asiler tarafından katledilmesini bahane ederek, ama gerçek niyeti Halife olmak istediği için daha önce Sıffeyn Savaşında da Hz. Ali’ye karşı savaşmıştı. Ancak Hz. Hasan’ın bazı ordu  komutanları Muaviye tarafından rüşvet karşılığında Hz. Hasan’a karşı cephe almaya başladılar. (2)

Bu durumda Hz. Hasan mecburen Hilafeti geçici olarak Muaviye’ye bırakmak ve barış imzalamak zorunda kaldı. Anlaşma maddelerinden en önemli 2 maddesi “Halka adaletli davranmak” ve “Muaviye öldükten sonra Hilafetin Hz. Hasan’a tekrar iade edilmesidir(3)

 

Böylece Muaviye hilafeti hile ile ele geçirdi. Ancak hemen sonra Irak’ta yaptığı bir hutbe barış anlaşmasının şartlarının ortadan kalktığını beyan etti. Bütün bu gelişmelerden sonra Muaviye tarafından anlaşmanın Hz. Hasan ile ilgili boyutunun da ortadan kaldırılması gerekiyordu. Bunun için Hz. Hasan’ın hanımı Cüde’yi  “Hz. Hasan?ı zehirlediği takdirde oğlu Yezit ile evlendireceğini” vaat ederek İbnil Hakem adındaki özel doktoruna hazırlattığı zehiri yardımcılarından Mervan’a verip, Emevilerden Kuttame adındaki bir kadın tarafından Cude’ye ulaştırarak onu kendi eşi eliyle zehirleterek şehit etti. Amacına ulaşan Muaviye daha sonra sahte üzüntü belirtileri göstererek, Cüde ile yaptığı anlaşamayı bozarak onu idam ettirmiş ve tüm sorumluluğu onun üzerine atmıştır.

Şehadet tarihi hakkında 25 Mart 670 veya 18 Eylül 670 olarak iki farklı tarih bilinmektedir. Babası Hz. Ali’nin 24 Ocak 661 veya 28 Ocak 661 tarihinde Şehit edildiği göz önüne alınırsa Hz. Hasan’ın İmameti 10 yıla yakın sürmüştür.

Hz. Hüseyin ve diğer Ehli Beyt bendeleri, Hz. Hasan’ın cenazesini dedesi Hz. Muhammed’in yanına defn etmek istemişlerse de, Ebu Bekir’in kızı Aişe (Ayşe), yanına topladığı bir miktar savaşçı ile cenaze kafilesinin önüne çıkarak “Kendisinin Hz. Muhammed’in eşi olduğu vesilesi ile Hz. Hasan’ı, Peygamberin yanına defn ettirmeyeceğini” beyan ederek tarihte Fil Vakası olarak anılan bir çatışma çıkartmış ve Hz. Hasan’ın naaşını oklatmıştır. Bunun üzerine cenazede gerginlik istemeyen kafile İmamın naaşını Medine’de Baki mezarlığında defn etmişlerdir.

Dipnotlar;

1.      Menakıb-ı İbn-i Şehraşub, c.4, s.21 ve 25. Zehair-ul Ukba, s.67 ve 121.

2.      İrşad-i Müfid, s.172. Menakıb-ı İbn-i Şehraşub. c.4, s.33. Fusul-ul Mühimme, s.144.

3       İrşad-ı Müfid, s.172. Menakıb-ı İbn-i Şehraşub, c.4, s.33. Abdullah b. Müslim b. Kuteybe’nin “El-İmamet-ü ves-Siyase” kitabı; c.1, s.163. Fusul-ul Mühimme, s.145. Tezkiret-ül Havas, s.197.




Konuyla ilgili diğer yazılar

Bu Sayfayı Yazdır Bu Sayfayı Yazdır

“Yazı dizisi; 12 İmamlar” için 1 Yorum

  1. ali yakar diyor ki:

    MATEMİ MUHARREM AYI

    ALİ YAKAR

    Alevi inancı doğrultusunda tutulan Muharrem ayına dair dizi yazı;

    Hacı Bektaş’ın çocuğu olmadığından yol bel olarak değil, yol olarak sürdürülmüştür.

    Bir iddiaya göre Kurban bayramı Hicri Takvime göre Zilhiçce Ayı’nın 10. günü başlar. Kurban bayramının 1. gününden başlayarak 20 gün sayılır. 20.günün akşamı Muharrem oruçu için niyet edilir, bir başka iddiaya görede Matemi Muharrem Mart ayının yirmi yedisinde başlar, Nisan ayının sekizinde biter, Muharrem oruçundan önce 3. günlük masumu pak oruçu tutulur. Bu oruç küfede şehit düşen Müslüm Bin Akıyl ile çocukları İbrahim ve Muhammet için tutulur. Müslüm, İmam Hüseyin’in amcasının oğludur.İbrahim Müslüm ise amcasının torunlarıdır. 3. günlük Masum-u Pak ve 12 günlük muharrem oruçu olmak üzere toplam 15, gün oruç tutulduktan sonra muharrem ayı’nın 13. günü kurbanlar tığlanır ve “Aşure” dağıtılır. Kurban İmam Zeynel Abidin’in Kerbela katliamından kurtuluşunun şükranıdır. Muharrem ayı kutsal bir aydır. Muharrem ayı haram aylardandır. Bu ayda savaşmanın yasak olduğu Kuranı Kerimde açıkça belirtilmiştir. Muharremde eğlence yapılmaz. Can incitilmez, kan akıtılmaz. Düğün, nişan, sünnet törenleri yapılmaz, bu günlerde eşler arasında nefsani ilişkiler olmamalı. Kerbela şehitlerinin çektikleri susuzluğu hissetmek için su içilmez eğlence yerlerine gidilmez. Saf su içilmez. Sağlıklı ve sıhhatli olup da oruç tutanlar için su içmemek çok sevaptır. Çünkü; Hz. Hüseyin 72 yakınlarıyla birlikte Kerbela da susuz bırakılmıştır. Kerbela acısını yürekler de hissedebilmek için susuzluğu yaşamak lazımdır. Ancak, vücudun suya ihtiyacı olduğundan aşırıya kaçmamak kaydıyla, ayran, çay vs. gibi sıvı içecekler alınabilir.Alevi İnancı şekilciliğe takılıp kalmayı değil, özünü benimser aklın ve ilmin yolundan ayrılmaz. Önemli olan İmam Hüseyin’in ve diğer Kerbela şehitlerinin çektikleri acıyı ve zorlukları beyninde, kalbinde ve gönlünde duymaktadır. Onlar gibi düşünüp, onlar gibi yaşayıp, onlar gibi inanmaktır. Zalime karşı çıkıp, mazlumdan yana olmaktır. Eline,diline, beline sadık olup insanca ve onurluca yaşamaktır. Onlara layık olmaktır, ölmeden önce ölmek, öldükten sonra yaşamaktır.

    MATEM AYI
    Matem ayı geldi yine ağlıyor gözler
    Bize gülmek değil ağlamak düştü
    Gerçekleri bilmeyenlere bu sözler
    Bize gülmek değil ağlamak düştü

    Muhammet Mustafa’nın torunu
    Fatima ile Ali’nin gözünün nuru
    Ey yezit su vermedin neyidi kusuru
    Bize gülmek değil ağlamak düştü

    Muaviye oğlu Yezit’in neydi kastı
    İmamı Ali evlatlarını zehirleyip,astı
    Keribela çölünü kara bulutlar bastı
    Bize gülmek değil ağlamak düştü

    Zeynal Abidin yatıyor kundakta
    Kasıma oklar girdi düştü toprakta
    Abbas’ın kanı karıştı akıyor fıratta
    Bize gülmek değil ağlamak düştü

    Sahip çıkarız imamı Cafer’le, Musaya
    Duamız var Muhammet bakır şah Rıza’ya
    Taki ile Naki’nin çektiği türlü cefaya
    Bize gülmek değil ağlamak düştü

    Hasan al askeri birde Mehdi’miz var
    Ehlibeyte çok çektirdi gaddar zalımlar
    Kulseven haksızlara lanetin yollar
    Bize gülmek değil ağlamak düştü…

    HAK HUZURUNA AKÇA VE PAKÇA ÇIKMAK

    Allah’ın alemlere rahmet olarak gönderdiği elçisi Muhammet Mustafa’nın ve Ehli beyti’nin huzuruna anlı açık yüzü ak ve pak çıkmaktır. Onların bıraktığı onurlu mirasa sahip çıkmaktır. (Ahzap s, 33)Tüm peygamberler zamanında üç günlük Hızır oruç’u ve Muharrem oruç’u, tutulurdu. Çeşitli kaynaklar Muharrem ayı’nın 10’cu günü bir çok olay gerçekleştiğini söylüyor. Hz. Muhammet Mustafa’nın, müşriklerin zulmünden kurtulmak için Mekke’den Medine’ye Hicretinde sağ selim Medine’ye dönmesine şükran olarak oruç tutar, aşure yapar. Muharrem ayı Peygamberler için kavuşma, kurtulma, müjde ayı olmuştur. Peygamberin ümmeti sayılan kişiler tarafından bu mübarek ay peygamber torunlarına zulüm günü olmuş ve şehit edilmişlerdir. Bu mübarek günleri Emeviler adeta zulüm günlerine çevirmişlerdir. Tüm yakınlarını, evlatlarını ve kendi canını hak yoluna insanlık sevgisi adına, Ceddi Hz. Muhammed’in kurduğu dinin mücadelesini şahadet şerbetini içenler İslâm dininin ebediyete kadar devamına vesile olmuştur. (İsra Suresi ayet 77) “Ey habibibim, senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize de uyguladığımız yasa budur. Sen bizim yasada değişiklik bulamazsın.” Bu ayetin hükmüne göre tek Tanrılı dinlerde inanış ve ibadet aynıdır. (El fecr suresi ayet 1.2) derki, Ya Muhammet o muharremin on sabahı ve akşamı hakkı için ve çift olup duranlara ve dahi on gecelere and olsun ki akıl sahipleri onlara itibar edip son amaçlarını onunla inceleme ve araştırma yaparlar denilmektedir.Bu emirlerden on gün ve geceye and içen Allah’ın bu gün ve gecelerini oruçla geçirenlerin Allah’a itaat edenler olacağını açıklaması’nda muharrem oruçunun Allah’ın emrettiği ve müminlerce tutulması gereken oruç olduğunun en açık kanıtıdır.“Şehin al müşlem” isimli kitap’ta Hz. Muhammet’in on gün Muharrem oruç’u tuttuğunu ve Hüseyin’e matem diye oruç tutturduğunu yazmaktadır yine aynı kitapta Muharrem oruç’unun Hz. Muhammet döneminde farz olduğu, peygamberin Hakka yürümesinden sonra müminlerin oruç’u olan Muharremin tutulmadığını, Müslümanların Ramazan oruçunu farz yaptıklarını yazmaktadır. Hz. Muhammet buyurmuşturki, size iki emanet bırakıyorum biri Kuran diğeri Ehl-i Beytim diyor. Hz. Muhahammet’e, ve Allah ile Kuran’a inanan müminler elbette Ehl-i Beyit’in yasını tutmalı, acısını duymalı ve Hüseyin’i Kerbela için göz yaşı dökmelidir. Yapılan bütün ibadetlerde riya olabilir, ama oruçta ve göz yaşında riya kesinlikle yoktur. Niye yoktur? çünkü Allah’la kul arasında olduğu için, tamamen kendi rızalığıyla olduğu için, kendi iradesiyle olduğu için. Eğer oruç birilerine hoş görünmek için tutuluyorsa bunun hiçbir anlamı yoktur. Alevilerde yalnız aç kalmak değil, aynı zamanda açı arayıp onu doyurmanın da adıdır oruç. Hz Peygamber efendimiz bir çok oruç tutan vardır ki, bunların alacağı sevap aç ve susuz kalmaktan başka bir şey oruç’u değildir diyor. Çünkü beden oruç’u, gözün oruç’u, gafletten men olmaktır. Dilin oruç’u, yalandan men olmaktır, kulağın oruç’u,’ yasaklanmış şeyleri işitmemektir, Nefs’in oruç’u, hırs ve şehvetten kendisini korumasıdır, kalbin oruç’u, bütün nefsane duygulardan arınıp beşeri sevgiden uzaklaşmaktır. Ruhun oruç’u, dünya malına tamah etmemek, sevgiye kavuşmaktır. Sırrın oruç’u, Haktan gayrısını görmemektir. İşte burada önemli olan, oruç’u’ bütün bedenle tutmak gerekir.

    MATEM

    Matem Farsça,dan gelen bir kelimedir. Türkçe’de anlamı: Çok sevilen değerli bir varlığı veya yakını kaybedildiğinde bu insanın günlük yaşamını etkiler; insanlar kederlenir, üzülür ağlar ve uzun bir zaman üstünden atamaz, eğlenemez, gülemez, neşelenmek istemez, hep günlerini üzüntü ile geçirdiği zaman dilimine Yas veya matem tutmak, demektir.Hz. Muhammed,in ölümünden 48 sene sonra, bütün peygamberlerin kutsal kabul ettikleri, oruç tuttukları Hicri 10 Muharrem 61 Cuma günü Miladi 10 Ekim 680 tarihinde, Kerbela denen Fırat Nehri,nin kenarında, kurda kuşa sebil olan Fırat suyunu, Hz. Muhammed,in torunlarına, Ehl-i Beyt,ten de tek kalan Hz. Hüseyin,ine ve onun mahsun yavrularına vermediler. Dünya da bugüne kadar bir eşi benzeri olmayan, insanlık aleminin yüz karası, görülmemiş susuz bir zulüm ve katliam işlendi. Muharrem ayı denince? Aleviler için yas veya matem ay ıakla gelir. Bugüne kadar inancında, felsefesinde, itikatında, sevgisinde, Hz. Muhammed’e ve onun Ehl-i Beyt’ine canı gönülden Aşk-ı Muhabbetiyle bağlı olan Aleviler, onların sevgisi ile sevinmişler, kederi ile kederlenmişler, acılarına ağlamışlar, gördükleri zulüme de yas tutmuşlar. Zulüm edenleri de lanetle anmışlar. Hz. Muhammed’e ve Ehl-i Beyt’ine inanıp iman edenler, onlara yapılan bu zulmün acısını hiçbir zaman unutmazlar. Hele Muharrem ayı gelince o zulmün kendilerine yapılmış gibi acısını hissederler. İşte o 12 gün, oruçlu halleriyle. Düğünlere, eğlenceli yerlere gitmezler, düğün nişan yapmazlar, fazla sulu yiyeceklerden güçleri oranında sakınırlar, yaşadıkları ortama göre, imkanları ve olanakları el veriyorsa traş olmazlar, iştahlarının çektiği güzel ve etli yemekleri yemezler. Alevilikte oruç tutarken sahura kalkmak yoktur. Durumu özetleyecek olursak: Nasıl ki yakınlarınızdan birini kaybettiğiniz zaman, onun acısı ile bir zaman kederli, üzüntülü günler yaşıyorsanız. İşte 12 gün oruç boyunca da aynen öyle yaşanır

    MUHARREM ORUCUNUN YASAKLARI

    Muharrem oruçunun veya muharrem ayının anlayışında her şey yerli yerine oturmadığı için, merkezi bir otorite oluşturulamadığı için, ister istemez yöresellikler/ farklılıklar olması kaçınılmazdır. Kur’an, “dini zorlaştırmayın, kolaylaştırın” demesine rağmen Muharrem ayı gelince kelimenin tam anlamıyla zorlaştırılması için elden gelen her şey yapılmış veya yaptırılmıştır. O kadar çok yasaklarla karşılaşırsınız ki âdetâ yasaklar bombardımanına tutulursunuz. Birileri bu oruçun tutulmaması için her şeyi yapmıştır. Oysa, Kur’an; “Zora sürme, sıkıştırmak, bunaltmak için indirilmedi.” Sure (Taha, 2) der. oruç, daha önce de belirttiğimiz gibi istek ve aşkla tutulmalıdır. Tüm uydurma merasimler, yapay şartlara bağlanmamalıdır. Çünkü; Alevi İslâm inancı şekilciliğin adı değil, özü kabullenmenin adıdır. Bugün Muharrem ayın da öz maalesef yok edilmiş, şeklicilik ön plana çıkartılmıştır. Domates, patlıcan, soğan, patates, elma, portakal, v.s. kesmek yasak. bazı yörelerde bu yasaklar uygulanıyordu niçin? diye sorulduğunda, net bir cevap bulmakta zordur. Allah insanlara zulüm etmeyi sevmez. Zulüm Nefs’dedir. Öyleyse vücuda zulüm etmeden sağlıklı başlayıp sağlıklı oruçu bitirmek gerekir. Alevi dedelerinden edinilen bilgilere göre akılla, ruhla bu oruçu tutmak gerekir, mesnetsiz yasaklardan kaçınmak gerekir.Öyleyse muharrem ayında neler yapmak lazımdır? Muharrem ayın da eğlence yapılmaz; kan akıtılmaz, kurban kesilmez, can incitilmez, düğün, nişan, sünnet ve benzeri eğlenceler yapılmaz. Et yenilmez, su içilmez, eğlence yerlerine gidilmez. Et niçin yenilmez? Kan akıtılmaması için yenilmez. Su içilmemekle de Kerbela da Hz. Hüseyin ve sevenlerinin çektikleri sıkıntıları, susuzluğu hissetmektir. Burada önemli olan bu oruçu ruhda yaşatmaktır. İmam Hüseyin’in ve diğer Keribela şehitlerinin çektikleri acıyı ve zulmü beyinlerde, kalplerde ve yüreklerde hissetmektir. Onlar gibi yaşayıp, onlar gibi inanıp, onlar gibi yaşamak ile kalpleri pak etmek gerekir. Zalımlardan yana değil, mazlumlardan yana olmanın değerini ve faziletini bilmek gerekir. Ahlaklı yaşayıp, kul hakkı yemeden, onurlu yaşamanın erdem olduğunu bilmek gerekir. Yarın ulu divana yani anların karşısına alnı açık, yüzü ak, gönüller pak olarak çıkmak gerekir. Çünkü, Kur’an; “İman’ınızla birlikte sorgu, ve sual edileceksiniz” diye buyuruyor. Muharrem orucunu tutmadan, matemini yaşamadan Peygamberinizden şefaat beklemeyin diyor, Sonuç itibariyle bu oruçla, matemi hissederek yaşamak gerekiyor. Ama, on iki gün boyunca yıkanmadan, tıraş olmadan, elbise değiştirmeden yaşamak veya oruç tutmak, elbetteki günümüz koşularına zıt düşen bir anlayıştır, bu vesile ile, zamana uyarak tertemiz bir şekilde fakat matemde olunduğunun farkında olarak, Muharrem ayını hiç unutmadan tertemizce tutmak gerekiyor. Allah, vede kulları, ancak temizliği sever düşüncesinden hareket etmek gerekiyor sulu gıdalar alarak, mümkün olduğunca duru ve sade su içmeyerek, çay, ve diğer içecekleri içerek ama, zevkini çıkarmadan ihtiyaç duyulduğu kadar içilip, Matemi Muharem’ide bu şekilde yaşamak gerekir.

    MUHARREMİN 10 ÖNEMLİ GELİŞMELERİ

    Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.
    Bugüne “Âşura” denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
    1. Allah, Hz. Musa’ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
    2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
    3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
    4. Hz. Âdem’in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
    5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
    6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
    7. Hz. Davud’un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
    8. Hz. İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
    9. Hz. Yakub’un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
    10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)
    Alevi inancı şekilciliğe takılıp kalmayı değil, özü benimser. Şeklen ve dış görüntü ile anmak bizi zahiriliğe götürür; halbuki; öğretimiz gereği biz “batini” yani anlama önem veririz. Önemli olan İmam Hüseyin’in ve diğer Kerbela Şehitleri’nin çektikleri acıyı ve zorlukları beyninde, kalbinde ve gönlünde duymaktır. Bunun anlamını zamanımızın koşullarına uyarlayabilmektir. Onlar gibi düşünüp, onlar gibi bu zamanda da zalime karşı çıkıp, mazlumdan yana olmak haksız uygulamalara karşı çıkmaktır. Gelecekte bu türlü acıların çekilmemesi için gerekli uzun vadeli önlemleri almak gerekir kanısındayım,Aleviler Eline-diline-beline sadık olup insanca ve onurluca yaşamayı kendilerine ilke edinmişlerdir.

    MUHARREM’İN 10.GÜNÜ
    AŞURE!
    Muharrem`in 10. günü, aşure adında tatlı aşın adıdır. Aşure (bakla, nohut, buğday, kuru incir, nar taneleri, kestane, fındık, fıstık, kuru üzüm) gibi – 12 İmama adfederek- 12 farklı madde birlikte kaynatılarak ve içine (bazı yörelerde konmaz) şeker katılarak yapılan bir tatlıdır. Bazı yörelerde üstüne tarçın tozu ve ceviz içi serpilir. Sözcüğün aslı “Aşura” olup arabi ayların ilki olan Muharrem ayının onuncu gününün adıdır. Hz. Adem`in ilk günahından dolayı ettiği tövbenin bugün kabul olduğu, Hz. İbrahimin bugün ateşten kurtulduğu, Yakup Peygamberin oğlu Yusuf`a bugünde kavuştuğu, Nuh`un bindiği geminin tufan bitip sular çekilince Cudi Dağı`na yine bugün oturmuş olduğu söylenti hep bu “Aşura günü”e atfedilir. Son söylentiye göre, Nuh, gemide kalan çaitli erzaktan tatlı bir çorba sini söylemiş, tufandan kurtulanlar o günü kutsayarak bayram etmişler ve bu çorbadan yemişlerdi. Alevilerde Hz. Hüseyin`in Kerbela`da Muharrem ayının 10. günü bir Cuma gününde şehit edildiği için, onun ve onunla birlikte şehit edilenlerin ruhları için pişirilir ve dağıtılır olmuştur. Muharrem`in Onikinci günü; güneşin doğması ile beraber “Aşure” pişirilmeye başlanır. Aşure piştikten sonra aile efradına ve yakınlara birer kepçe ayrılır. Niyet tutanlar pişirilmiş aşure ile orucu açarlar ve o gün bir tam gün sayılır. Diğeri aşureyi bittiği yere kadar komşulara dağıtır. Aşure yaparken bütçe zorlanmaz. Eskiden yıl içinde evin anası her aldığı yiyecekten birer avuç tasarruf ederek aşure gününe kadar malzemeyi hazırlar ve o malzeme ile aşureyi yaparlar.

    ORUÇ’A NİYET ETMEK
    Bism-i Şah Allah Allah Er Hak-Muhammed-Ali aşkına, İmam Hüseyin Efendimizin susuzluk orucu niyetine Kerbela’da şehid olanların temiz ruhlarına, Fatıma Anamızın şefaatına, Oniki İmamlar aşkına oruç tutmaya niyet eyledim. Ulu Dergah kabul eylesin

    AŞURE LOKMASI İÇİN DUA
    Bism-i Şah Allah Allah Barekallah. Şehitler Şahı İmam Hüseyin Efendimizin ve Kerbela şehidlerinin yüce ruhlarının şad olması için barekallah. Cümle erenlerin ruhu için barekallah. Yurdumuzun, Ulusumuzun, Cumhuriyetimizin esenlikte olması için barekallah. Ordularımızın güçlü olması için barekallah. Ahirete göçenlerimiz ve bugün yaşayanlarımız için barekallah. Gökten hayırlı rahmet, yerden hayırlı bereket vermesi için barekallah. Muhammed Mustafa, Aliyyel Mürteza, İmam Hasan, İmam Hüseyin, Kerbela Şehidleri ve Hünkâr Hacı Bektaş Veli hakkı için el-Fatiha ve salevat. Gerçeğe hü

    AŞURE YENDİKTEN SONRA OKUNACAK DUA

    Bism-i Şah Allah Allah Allah, Muhammed, Ali, Oniki İmam Efendilerimizin ruhu revanları, şâd ve handan ola. Münkir ve münafıklar mat ola, müminler şâd ola. Lokmalarımız dertlere deva ola.Matem-i Hasan ve Hüseyin ola. Cümlemize haklı hayırlı kısmetler verilmesi için Nur-u Nebi, Kerem-i Ali, Pirimiz Hünkâr Hacı Bektaş Veli demine hü.

Yorum Yapın