Avusturya’da Alevi Federasyonları birlik toplantısı yapıldı.

 Avusturya Alevi Cem Federasyonu‘na bağlı olan ve Avusturya’nın batısında bulunan Vorarlberg Alevi Cem Kültür Merkezi Derneği’nin (VACKM) evsahipliğinde 31 Mayıs’da düzenlenen açıkoturuma davet edilen Cem Vakfı Genel Başkanı ve Alevi Vakıfları Federasyonu Onursal Başkanı Prof. İzzettin Doğan burada önemli mesajlar verdi.

020620091659497634373_4

 VACKM’nin ev sahipliğinde yapılan açıkotururuma Avusturya Cem Federasyonu yetkilileri dışında Almanya Alevi Cem Federasyonu’nu temsilen Başkan Metin Ali Ekber, Hollanda Alevi Cem Federasyonu’nu temsilen M. Fuat Doğan , İsviçre Alevi Cem Federasyonu’nu temsilen bir Dede katıldı ve konuşmalar yaptılar.
Saygı duruşu ile başlayan çıkoturumda Türkiye Cumhuriyeti Bregenz Konsolosu Ayşe Nilüfer Feyzioğlu dışında bazı Avusturya’lı siyasetçiler ve bir çok sivil toplum örgütlerinin başkan ve temsilcileri de hazır bulundular.
Daha sonra konuşma sırası kendisine gelen Prof. Doğan söze Türkiye’nin son 60 yılında Cumhuriyetin kuruluş felsefesinden önemli ölçüde uzaklaşıldığını ve bundan dolayıda Alevi sorunu, Kürt sorunu gibi önemli sorunların meydana geldiğini belirtti.
 
 Alevilerin ihmal edilmesinin ve haklarının devlet tarafından verilmemesinin ülke gündemini ciddi bir şekilde meşgul ettiğini, bunun şiddet olaylarına meydan vermeden çözülmesi için uğraştıklarını, Alevi toplumunda buna hassasiyet gösterdiğini anlattı.

Prof. Doğan devamla şöyle dedi. ” Soğuk savaş sonrası uluslararası siyasal gözlemciler tarafından ilgi ile karşılanan ABD’li sosyal bilimci Samuel Huntington’nun Medeniyetler Çatışması olarak adlandırılan tezi damgasını vurdu. Batı dünyasının İslam dinini iyi bilmediği bu tez ile açıkça anlaşılmıştır. Batı dünyası İslam denince İslamın sadece Arap yorumu olan Sünni inancını dikkate aldığını ve bununda tüm dünyada yanlış yorumlanması sonucu İslam dininın Hristiyan Batı dünyasında yanlış yorumlandığı anlaşılmaktadır. Bu yanlış anlaşılmanın giderilmesi için çalışmalar yaptığını ve Cem Vakfını kurarak İslam dininin şiddet içeren görüntü imajından kurtarmaya çalıştıklarını ve bu çalışmalarda oldukça mesafe aldıklarını açıkladı.

Prof. Doğan sözlerini söyle devam ettirdi.

”İslam dininin esasta 3 yorumu vardır. Birinci yorum Arapların Sünni yorumudur. 2. Yorum Acemlerin Şii yorumudur. 3. Yorumda Türklerin Alevi yorumudur. Alevi yorumunda İslam öncesi tüm Semavi dinlerin kutsal değerleri Alevilerin de kutsal değerleridir. Kuran’da ismi geçen tüm peygamberler, 124 bin Nebi ve 124 bin Veli bizlerinde Nebi ve Veli’leridirler. Alevi inancı Hz. Alin’nin adaletini ve insan sevgisini esas alan inancın adıdır.
Hz. Ali, Mısıra Vali tayin ettiği Malik Ejder’e gönderdiği mektupta şöyle demiştir. ”Vali tayin edildiğin yörede yaşayanların tümü senin kardeşlerindir. Bunların dörtte üçü senin din kardeşlerin, diğerleri Allahın yarattıkları olarak senin neşebi kardeşlerindir. Bunlar arasında adalette ayırım yapmayacaksın” denilerek tüm insanlara eşit ve adil yaklaşılmasını öğütlemiştir.
Bizim İslam inancında 4 kelimeye yer verilmez. 1- Cebir, 2, Şiddet, 3 Kin, 4 Nefret.
Bu kavramlara Alevi inancında yer verilmediği için 13. Asırda Ihlara Vadisi olarak bilinen ve şimdiki Kapadokya çevresini kapsayan bölgede yaşayan Hristiyanlar gönüllü olarak İslam dinini benimsemiş ve bir ucunda Mevlana, diğer ucunda Hacı Bektaş Veli ile diğer uluların yaşadığı bölgede Alevi İslam inancının kökleşerek tüm dünyaya sevgi veren meşalesini yakmıştır. Bu öğreti sayesinde 13. Asırda Hristiyanlık ve Derebeylikler tarafından baskı altında bulunan halklar Horasan Erenlerinin şemsiyesi altına girerek hiç bir kimsenin burnu kanamadan İslam dinini benimsemişlerdir.

Bugün İslam anlayışını terörizm ile eşdeğer tutan bu anlayışı kırarak İslamın gerçek yüzünü yaşadığınız ülkelerde anlatacak olanlar sizlersiniz. İnsanlar arasında yanlış bilinen bu imajın düzeltilmesi sizlerin de yaşadığınız ülkede daha fazla ciddiye alınmanızı sağlayacaktır. Günümüzün İletişim ve medya olanakları sayesinde bu yanlış görüntünün düzeltilmesi herkesin görevidir.

Bizim İslam inancımızda Kuran, Türk’e, Araba, Acem’e değil Adem’e yani insana gelmiş, insanlar arasında önyargıları kıran, insanları bir birine sevdiren, kin ve nefreti ortadan kaldıran, insanı huzura eriştiren bir anlayıştır. Barış çok önemlidir. Bir ülkede barış yoksa o ülkede huzurda yoktur. Aleviler Türkiye’de haklarını almadıkları halde eğer sorun çıkarmıyorlarsa bu bizim Alevi inancımızda yer alan bu güzellikler sayesindedir.
Prof. Doğan devamla ”Batı dünyasında çok görüldüğü gibi varlıklı kesim, dini siyasette bir araç olarak kullanmaktadır. Zengin ülkelerin yoksul ülkeleri işgal etmeleri, Irak, Latin Amerika ve pek çok bölgede yaşanan olaylara baktığımızda burada adalet kavramı güçlü tarafından tayin edilen anlayışın kendisi olmuştur” şeklinde devam etti.

Prof. Doğan’ın konuşmaları içinde dikkat çeken en önemli hususlardan biri Türkiye Cumhuriyeti Devletimize yönelik mesajları oldu.

Prof. Doğan bu konuda şunları söyledi. ”Devleti idare eden 5 ayrı Başbakan’a şunları söyledik. Siz 25 Milyonu bulan Alevileri yok sayarsanız, kırarsanız devlet bundan dolayı güçlenmez. Devlet bilakis zorlanır. Ülkede huzursuzluk giderek artar. Artık Ülkemizde Alevi sorunu giderek geniş bir boyut kazandı. Devlet olarak artık Cem evlerine müdahale edilmiyor. Açılan 50 kadar Cem evinin temelinde Başbakanlar, Bakanlar, Valiler, Mülki idare amirleri harç atarak iyi bir adım atmışlardır. Ancak bunlar yetersizdir. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve diğer Uluslararası tüm anlaşmalarda insanların din ve vicdan hürriyeti temel hak olarak yer edinmiştir. Halbuki Alevi İslam anlayışı bu Evrensel Beyannamelerden 1400 sene önce Rıza Hakkı Beyannamesi ile bunları sağlamış ve günümüze kadar devam ettirmiştir. Başbakanlarla yaptığımız görüşmelerde hepsi de ayrı ayrı ”Alevi konusunu proğramımıza aldığımız zaman Diyanet İşleri Başkanlığı buna ve tabanımız buna hazır değil” anlamında açılamada bulunuyorlardı. Yaptığımız çalışmalar sonucu gelinen noktada Alevi sorunun artık Türkiye’nin tüm partilerinin gündemine alındığını görüyoruz. Bundan dolayı da Alevi sorununu çözecek olan Partinin taban kaybetme yerine demokrasiye katkı sunduğu için daha fazla önemseneceği anlaşılacaktır.
AB’ye de göndermelerde bulunan Prof. Doğan, ”Avrupa Birliği sürecinde AB’den gelen raporlarda Alevilerin durumunu görmeye başladılar” anlamında sözler söyledi.

Alevi sorununa çözüm için Hükümete katkı sunmak istediklerini söyleyen Prof. Doğan, ” Ayrı ayrı yaptığımız görüşmelerde Aleviliğin okullarda öğretilmesi için 32 sayfalık kitap taslağı hazırladıklarını ve bunu diğer Alevi Kurumlarına ve Alevilerle Sünni din bilginlerine göndererek katkı beklediklerini belirtti.
3 Haziran’da Hükümet yetkilileri ile görüşmelere başlayacaklarını, daha önceki görüşmelerde bu sorunun iç siyasette kullanılmaması için yerel seçimler sonuna ertelenmesi konusunda Hükümetten gelen talebi yerinde görerek beklediklerini, yakında başlayacak olan müzakerelerden umutlu olmak istediklerini dile getiren Prof. Doğan, sedece Alevilerin değil Bektaşi, Mevlevi, Arap ve Nusayri gibi yorumlarında çözülmesi gereken Alevi sorunu ile birlikte ele alınmasının önemine değindi.

Hükümetten özellikle 3 konuda talepte bulunduklarını, bunların 1- Alevilerinde genel bütçeden pay almaları gerektiğini, 2- Devletin Laik- Demokratik yapısının korunarak çözüm getirilmesi gerektiğini, 3- Diğer inançların da Devlet güvencesine alınarak öğretilmesi gerektiğini dile getirdi.
Prof. Doğan devamla, ”Hükümetten 632 Dernek ve Vakıf olarak şu taleplerde bulunduk.
 1-      Din dersleri mecburi olmasın, eğer Anayasada yer alıyorsa Anayasa değişene kadar Aleviliğinde okullarda öğretilmesi gerektiğini,
2-      Madımak otelinin devlet tarafından satın alınarak Müze veya Anıt olarak yeniden tanzim edilmesini, ancak kendilerinin görüşünün Müze değil Anıt olması yönünde olduğunu, Müze anlayışının genellikle 2. Dünya savaşı sonrası batıda Yahudi soykırımı sonrasının simgesi olduğunu, bunun iç barışta sevgi ve birlikte yaşama yerine nefret aracı olarak gündeme gelmemesi için açılacak Uluslar arası Mimari yarışma sonrası kabul edilecek bir Anıt proje ile sağlanmasının daha doğru olacağını,
3-      Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılmasının Anayasa ile mümkün olabileceğini, Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılmasının hiç bir partinin gündeminde ve parti proğramında bulunmadığını, ülkede 100 bin Cami ve bu kadar da kadro bulunduğunu, oy kaybı kaygısı ile hiç bir partinin bunu parti proğramına almayı düşünmediğini, bu gerçekler karşısında bunda ısrarcı olmanın abesle işgal olduğunu, bundan dolayı Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılması fikri yerine Diyanette Aleviler ve diğer İslam olmayan inançları da kapsayacak şekilde yeni düzenlemelerin yapılması gerektiğini” dile getirdi.

Konuşmalarında sık sık şiddet ve nefret içeren söylemlerin Alevi inancında yer almadığını dile getiren Prof. Doğan, özetle ”Alevi sorunun çözümü için artık uzun mesafe aldığını, bunun görmemezlikten gelinmesinin mümkün olmadığı” sözlerine yer vererek Alevi inancının bir takım Evrensel boyutlarından örnekler vererek Alevilerin birlik ve beraberlik göstermeleri gerektiğine değindi.
Prof. Doğan’ın bulunduğu açık oturum salonunun tıklım tıklım dolduğu ve salonda ayakta kalanların bile yer bulmakta zorlandığı açık oturumda daha sonra bağlama çalınarak Alevi deyişleri okundu ve dinleyicilerin sorduğu sorular Prof. Doğan tarafından cevaplandırıldı.
Etkinliği çeşitli basın mensuplarının ve TV. kanallarının dışında Habercem Almanya temsilcisi Fazilet Yoleri de izledi.

Kazım Balaban / 1 Haziran 2009 / Viyana


» Yorum Yapın

Kılıçdaroğlu bu ülkede biraz zor Obama olur!

Taraf Gazetesi yazarı;

Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa gelebilmesi ise hayalden ibarettir… Kızılbaş-Kürt kimlik kökenlerinden gelen bir kişi asla ve asla CHP’ye genel başkan olamaz… CHP’nin tarihsel genetiği buna izin vermez. Kemalist mollalar konseyi Kızılbaş-Kürt bir genel başkana asla tahammül edemez… “Realite” budur…”


» Yorum Yapın

Kılıçdaroğlu Obama olabilirmi?

Turap Tercan
turaptercan@yahoo.com

Amerikan halkı, yapılmış olan son seçimle bir zenciy devlet başkanlığı koltuğuna oturtarak  hem Amerikanın hemde dünyanın ezberini bozdu.

Amerika’da yüzyıllar öncesi köle olarak getirilen Afrikalı zenciler her ne kadar köleliklerine son verilmiş ve eşit haklara sahip birer vatandaş olmayı hak kazanmış olsalarda, bu durum onların ezilmeleri, horlanmaları, ayrımcılığa uğramaları gerçekliğini değiştirmemiştir.

Ama bütün bunlara rağmen, Amerikan halkı yapılan son seçimlerde  bir zenciyi, hemde köken olarak müslüman olduğu idda edilen Barack Obama’yı devlet başkanlığına seçerek bütün dünyayı şaşırttı.

Amerikan halkı “Olmaz” denileni olur yaptı.

Alevilerde Türkiye’nin zencisi gibidir adeta. Alevilerde zenciler gibi yüzyıllar boyu süren, baskıya, ayrımcılığa, her türlü iftiralara, katliamlara maruz kaldı. Aleviler inanç ve kültürlerini gizleyerek yaşamak zorunda kaldılar. Aleviler bugün dahi devlet tarafından resmen tanınmamaktadır.

Aleviler cumhuriyetin kurulmasında aktif yer aldılar. Cumhuriyet devrimlerinin savunucu ve bekçisi oldular. Ama Alevilerin cumhuriyete olan bu aşkları karşılıksız çıktı! Aleviler cumhuriyet dönemi boyunca da sürekli sakıncalı görüldüler. Aleviden bir başbakan, cumhurbaşakanı, içişleri-dışişleri, general, yüksek burokrat hiç olmadı. Aleviler bu kurumlardan bilerek uzak tutuldu.

Kemal Kılıçdaroğlu Alevi kökenli bir siyasetci. Dürüstlüğü ve doğruluyla kamuoyunun gündemine gelmiş ve yapılan araştırmalar sonucu CHP’nin oylarının artmasında önemli bir faktör olarak öne çıkmıştır.

Bu durum Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin başına geçmesi tartışmalarını daha şimdiden gündeme getirmiş durumda.

Peki, “sol” olduğunu idda eden CHP,  Alevi kökenli bir başkan adayına sıcak bakabilecekmi?

Hadi, CHP bunu başardı diyelim, peki, çoğunluğu Sünni olan Türk halkı Alevi kökenli birisini başbakanlık koltuğuna laik görebilecek mi?

Ne dersiniz?


» Yorum Yapın

Tiyatro: Orhan Veli’nin oğlu Orhan Veli

vedat012 Oyuncu senarist Vedat Gültekin ve yönetmen İbrahim Yarar,
Kanık’ın sadece siirlerini degil hayatının da izini sürdürmekte… Vedat Gültekin,
Orhan Veli’nin siirleri kadar düzyazıları, röportajları, mektupları, düsünceleri ve
görüslerinden de etkilendi. Bu oyunda, Orhan Veli Kanık’ın siirlerinin yanı sıra
dünya görüsünü de izleyecek, günümüz düsüncesiyle kıyaslamaya girebilecek
sorular bulacaksınız. İronisinde tebessüm ederken, elestirileri ve düsündürecek
öykü tadındaki yazıları içimizi ısıtacak. Aradaki en büyük fark, Orhan Veli
Kanık’ın ruhunun Vedat Gültekin’in vücuduyla iç içe geçmesi.
Uymayan tek yönse, aradaki ses farkı!..

Yazinin devamini oku »


» Yorum Yapın

HAF ve HAD Amersfoort’ta Birlik Cemi düzenliyor!

Hollanda Alevi Federasyonu - Hollanda Alevi Dedeler Divanı

Birlik Cemi

Ateşten, havadan, sudan ve topraktan var oldum. Doğdum 7 alem, 3 atadan. Hü dedim gerçekler aşkına!  Anam yer, babam yağmurdur kal-u beli. Ateşten Ateşe, Havadan Havaya, sudan suya Topraktan toprağa! Can cana doğru, nur ile geldim sır ile giderim! Hakk kapısından geldim dünya evine, geldiğim kapıya dönerim. Durdum divana, uydum meydana. Can cana. Can didara.


28 -03- 2009 Tarihi  cumartesi günü  Hollanda Alevi Federasyonu ve Hollanda
Alevi  Dedeler Divanı   Birlik cemine tüm canları  bekliyoruz.

Adres
SWA Wijkcentruum  De Roef
Neptunusplein  66/k   3814 BR   Amersfoort

Başlama Saati :  18,00

Hollanda Dedeler Divani  postdedesi  : Hasan Ali   İÇLEK

Kurban kesmek isteyenler   Zeynel ACAR veya Ali AKAY dedeye bildirmeleri
Rica olunur.

Zeynel     ACAR      Tel : 0641857743
Ali         AKAY       Tel: 06 44106330

Not   :  Her can üstüne oturacağı minderinide  beraber getirmesi  rica olunur.


» Yorum Yapın

HAF’ın yerel seçimlere yönelik basın açıklaması

FEDERASYONUMUZUN 29 MART TÜRKİYE’DEKİ, YEREL SEÇİMLERLE İLGİLİ

KAMU OYU AÇIKLAMASI’DIR..!

Ülkemimizin; yurtiçi ve yurtdışındaki Demokrat, Aydın, Laik, Çağdaş ve Atatürk devrimlerinin gerçek sahipleri,Cumhuriyetin kazanımlarına sahip çıkan yurtsever halkımıza açıklarız !

Bildiginiz gibi ülkemiz, bu günlerde AKP’nin 6 yıllık iktidar koşullarında yeni bir yerel seçimlere gitmek-tedir. Ülke halkının basireti bağlanmış tarihinin bahtsız, talihsiz ve en karanlık günlerini yaşamakta olduğunu hep birlike dehşetle ve ibretle izlemekteyiz.

Yazinin devamini oku »


» Yorum Yapın

AABF 2003′den sonra neden degisti?

09.02.2009

Daha 2003 yilinda AABF’yi yönetenler Alevilik
Islam’in içindedir diyorlardi. AABF Aleviligi özellikle
2003 yilindan sonra Islam disi görmeye basladi?
Peki ne oldu da böyle oldu?

Yazinin devamini oku »


» Yorum Yapın

MEZHEPLER VE TARİKATLAR TARİHİ PROFÖSÖRÜ SAYIN HASAN ONAT’A İKİNCİ YANITIM.

Şakir Keçeli >>>

Hilesinde muvaffak olan [ Muaviye kastedilmektedir] saf ve nezih [ arı-   duru] olanı [ Hz. Alî'yi] yendi ve çoluk çocuğunu mahv ve perişan eyledi

ve bu suretle hilâfet ünvanı altındaki İslâm emirliğini yine hilâfet ünvanı altında İslâm saltanatına dönüştürdü”

Gazi Mustafa Kemal Atatürk

TBMM’si 1 Kasım 1922 Günlü Konuşması[1]

Der-i âl-i abâdır melce’i erbâb-ı îmânın

Ko sofî gayret-i Süfyâniyân’la müstefîd olsun

Anub ahvâl-i sıbt-ı Ahmed-i aşr-i Muharrem’de

Yezîd ü kavmine kim lânet etmezse Yezîd olsun

Yazinin devamini oku »


» Yorum Yapın

Yazı dizisi: 10. İmam Hz. Ali-El Naki

Hazırlayan: Kazım Balaban


10. İmam Hz. Ali-El Naki

İmam Hadi lakabıyla da tanınan İmam Ali - El Naki, İmam Muhammed Taki’nin oğludur. Babasının şehit edilmesinden sonra onun vasiyeti ile 10. İmam oldu. Annesinin adı Semmane’dir. Muhtemelen 27 Ekim 827 veya 16 Eylül 829 tarihinde Medine’de dünyaya geldi. İmam Naki de diğer ataları gibi bilge bir İmam ve halk üzerinde ciddi bir etkisi olduğu için, 28 Haziran 868 tarihinde onu kendine bir tehlike gören Abbasi Halifesi Mutazz tarafından zehirlenerek (1) şehit edildi. Kabri Irak / Samara kentindedir.

Yazinin devamini oku »


» Yorum Yapın

Yazı dizisi; 9. İMAM Hz. MUHAMMED TAKİ

Hazırlayan: Kazım Balaban

9. İMAM Hz. MUHAMMED TAKİ

İmam Cevad ve İbni Rıza lakabıyla da tanınan İmam Muhammed Taki, İmam Hulki Ali Rıza‘nın oğludur. Babasının şehit edilmesinden sonra onun vasiyeti ile 9. İmam oldu. Annesinin adı Ümmü Velat’dır. Muhtemelen 11 Nisan 811 tarihinde Medine’de dünyaya geldi. İmam Taki de diğer ataları gibi bilge bir İmam ve halk üzerinde ciddi bir etkisi olduğu için, 25 Kasım 835 tarihinde onu kendine bir tehlike gören Abbasi Halifesi  Mu’tasım’ın tarafından, eski Halife Memun’un kızı olan hanımı Ümm-ü Fazl aracılığı ile zehirlenerek (1) şehit edildi. İmam Taki, 12 İmamlar içinde, iktidarı ellerine geçiren Halifelerin tahriki ile hanımları aracılığı ile zehirletilerek şehit edilen 2. İmam’dır (2).  Kabri Irak / Kazimeyn’de, Dedesi İmam Musa-i Kazim’ın yanıbaşında Kureyş mezarlığındadır.

Yazinin devamini oku »


» Yorum Yapın

“Müslüman Yoldaşlar Örgütü” (MYÖ)

Veliyettin Ulusoy;

“Elhamdülillah Müslümanız, Aleviyiz, Bektaşiyiz”

Çelebiler postnişini Veliyettin Ulusoy Milliyet gazetesinde yapmış olduğu söyleşide aynen böyle söylemekte.

Ve Aleviliği islam dışı gören bütün “Örgüt”lerde bunu kendilerine ait internet sayfalarına taşımış durumda.

Öyle ya, bir zamanlar Çelebiler postnişini Veliyettin Ulusoy “örgüt” tarafından “irşad eden” olarak ilan edilmişti.

Ne yapsınlar, “şeriat’ın kestiği parmak acımaz” söylenene uymak zorundalar.

Bu durumda “irşad eden” Veliyettin Ulusoy olduğuna göre, “örgüt” tez elden isim değişikliğine gitmelidir.

“Müslüman Yoldaşlar Örgütü” (MYÖ)

Hatta, buna birde “örgüt”ün yeni ismine vurgu yapılması açısında “Alevi-Bektaşi” de eklenebilinir.

Yani; “Müslüman Yoldaşlar Örgütü - Alevi Bektaşi” (MYÖ-AB)

Ha, birde “örgüt” madem “irşad” edenin arkasından gidecek, bundan sonra her hayırlı işlerin öncesi İngiltere’deki Marks’ın mezarına çelenk koymayıda unutmasınlar.

Alevi Yolu İnternet Gazetesi


» Yorum Yapın

Dervişin zikride fikride aynı olmalıdır.

turap1 Turap Tercan

Veliyettin Ulusoy;
“Ama ille de bir şey diyeceksek, o zaman Alevi Bektaşilik için “İslam’ın Bâtınî tarzda bir yorumudur” diyebiliriz.”

Hacıbektaş postnişini sayın Veliyettin Ulusoy’un “Muharrem sohbeti” adı aldında Milliyet gazetesinde uzunca bir sohbeti yayınlandı. Sohbette sayın Veliyettin Ulusoy Alevi gerçeği ve inancını laikiyle dile getirmiş.
Sayın Veliyettin Ulusoy özellikle Alevi inancının ne olduğuna dair yapmış olduğu tespitler ve açıklamaları yerinde ve doğru açıklamalardır.

Ne diyor sayın Veliyettin Ulusoy;
“Alevilik mezhep değil, asıl İslam’ın özüdür

Yazinin devamini oku »


» Yorum Yapın